Merhaba Ben Burak YAVUZ

Güncel yaşamdan edindiğim bilgileri ve birikimleri buradan sizlere aktarıyorum. İster alıp kullanın, ister kullanmayın size kalmış :)

author

İnstagram Hyperlapse Uygulaması İnceleme

Yorum Bırak
İnstagram'ın geliştirdiği bir uygulama olan Hyperlapse; sizlere sinema kalitesinde (sabit) video kaydı yapıp, çektiğiniz videoyu istediğiniz oranda hızlandırılmasını sağlar. Bende kullandığım iPhone 5 cihazım için AppStore'dan indirip deneme fırsatı buldum.


instagram
Uygulamayı açtığınız anda sizi, basit bir yapıda dizayn edilmiş video kayıt sistemi karşılıyor. Kayıt tuşuna basarak video kaydetmeye başlıyorsunuz. Videoyu kaydettikten sonra alt tarafta video hızını ayarlamak için küçük bir scroll butonu bulunuyor. Bununla video hızını 1 ile 12 kata kadar çıkarabiliyorsunuz.

Bende uygulamayı metrobüste deneme imkanı buldum. Biraz acemilikle kullandım, idare edin. İşte metrobüs ile boğaz köprüsünden geçerken kaydettiğim Hyperlapse video;

Devamını Oku

Damar Yolu Açma Tekniği - Animasyon

Yorum Bırak
Benimde mensubu bulunduğu sağlık çalışanlarının sık kullandığı uygulamalardan biri de; damar yolu açma tekniğidir. Damar yolu açma uygulaması için bir animasyon düzenledim, bu animasyon ile bu tekniği kolayca öğrenebilirsiniz. 

İşte damar yolu animasyon videosu;


Damar Yolu Nasıl Açılır ?


1.Ellerinizi yıkayıp, kurulayınız.

2. Hastaya işlem hakkında bilgi veriniz.

3. Eldivenlerinizi giyiniz.

4. IV kateter takılacak noktanın 10 – 15 cm yukarısından turnike bağlayınız.

5. IV kanul uygulanacak venin üzerindeki deriyi, tek yönde antiseptik madde içeren tampon ile yukarıdan aşağıya doğru ya da dairesel olarak siliniz.

6. Pasif elin başparmağı ile damara girilecek alanın biraz altından deriyi aşağı doğru çekerek deriyi gerdiriniz.

7. IV kanul iğnesinin açık ağzı yukarıya bakacak şekilde, girilecek venin 0,5 –1 cm altından, önce vene paralel olarak 30 – 45 derecelik açı ile giriniz.

8. Deriyi geçince, IV kanulu deriye paralel olarak 3–5 mm ilerletip, 15 derecelik açı ile vene giriniz. Vene girdiğinizde deri ile ven arasında hissettiğiniz direnci azalmış hissedersiniz. Bu subjektif bir bulgu olup zamanla kazanılacak bir tecrübedir.

9. IV kanülü ven içinde 2–3 mm ilerlettikten sonra kan gelip gelmediğini kontrol etmek için mandireni hafifçe geri çekiniz.

10. Kanule kan geldiyse venin içinde olduğunuzu anlarsınız, eğer kanul icine kan gelmediyse vende olmadığınız anlaşılır ve 5. basamaktan itibaren işlemler tekrarlanır.

11. Kanule kan geldiyse venin içinde olduğunuzu anlarsınız ve IV kanulun mandirenini kanul içerisinde geriye doğru kısmen çekerken, poliuretan kanulun ven içinde ilerlemesini sağlayınız.

12. Turnikeyi çözünüz.

13. IV kanul yerlestirildikten sonra yapışkan bant ya da flaster ile tespit ediniz
.
14. Sıvı uygulaması yapılacaksa serum seti ile bağlantı yapınız, yapılmayacaksa mandireni çıkarıp IV kanulun kapağını kapatınız. (IV kanulun ucunun açıldığı dönemlerde, başparmağınız ile ilgili vene basarak, geri kan akımını engelleyebilirsiniz.)

15. Yapışkan bant ya da flaster üzerine işlem tarihini not etmeyi unutmayınız.

16. Atıkları ilgili atık sepetine atınız.

17. Eldiveninizi çıkarıp ellerinizi yıkayınız.
Devamını Oku

Aviary Uygulaması İle iPhone 5 Kamera Testi

Yorum Bırak
Geçenlerde 2.el olarak aldığım iPhone 5 ile hemen iOS Uygulamaları denemeye başladım. Fotoğraf uygulamaları arasında en çok beğendiğim uygulama Aviary oldu. Içerisinde birbirinden güzel efektler ve özellikler bulunuyor.

İşte iPhone 5 ile çekip Aviary ile düzenlediğim 3 fotoğraf; 




Devamını Oku

İETT Otobüslerinde Şarj İstasyonları Kullanılmaya Başlanıyor

Yorum Bırak
Daha öncede duyduysanız; artık İstanbul'daki toplu taşıma otobüslerinde şarj istasyonları ve wifi kullanımına başlanacaktı. Geçenlerde okula gitmek için bindiği 122B sefer sayılı otobüste şarj istasyonuna rastladım. İçerisinde 2 adet USB Portu bulunuyordu. Neredeyse 3 direkten 2 sinde şarj istasyonu vardı. 

Aşağıdaki çekmiş olduğum fotoğraflarda göründüğü gibi;




Bu gelişme benim gibi sürekli toplu taşıma araçlarını kullanan kişiler için gerçekten sevindirici haber. Umarım tüm otobüslerde kullanılmaya başlar. 


Devamını Oku

Mikrop Nedir ve İlk Kim Buldu ? Bilinen Yanlış Bilgiler

Yorum Bırak
Derslerim sağlıkla ilgili olduğu için sürekli bu tür konular hakkında bilgilenip duruyoruz. İlk okuldan beri ders kitaplarında yer alan bilgilerin zaman geçtikçe yanlış olduğu kanısına vardım. Bu konulardan birisi de Mikrop.


Geçtiğimiz günlerde hastane enfeksiyonları dersi işlenirken mikrop konusu geçti. Derste mikrobu bulan kişinin Louis Pasteur olduğu, 19.yy'da bulunduğu ve buna bağlı olarak temizliğe önemin arttığı belirtildi.




Varsayılan mikrobun tanımı ise şöyle;
'' Virüsler ve bakteriler gibi hastalık yapan mikroorganizmalar. ''


Kafama takılan soru ise anlatılanların Dünya'yı değil sadece Avrupayı merkeze alınarak anlatılması, yani; Dünya sadece Avrupa'dan mı ibaretti ? Oysa İslamiyetten sonra Anadolu ve Orta-Doğu'da temizliğin önemi artmıştı. (Bknz. Abdest.)

Orta-Doğu'da İslamiyetin üstünlüğü sürüyordu, o zaman ki ilim insanlarına bakarsa pek çok şeyi bulmuşlardı. Bunlardan en önemlisi İbn-i Sina'dır. Yazdığı kitaplarla Dünya'nın en büyük hekimi olarak kabul edilir. Yazılanlara göre daha bir çok eseri ve buluşu varken günümüze ancak bir kaçı ulaşmıştır, yani; belki daha bir çok buluşu vardı ama ulaşamadı.

Gelelim 15.yy'da Anadolu'ya; Osmanlının ve şanı gitgide yükseliyordu, bilim ve sanata önem artmıştı, Avrupa karanlık çağda yokluk ve hastalıklarla boğuşurken Osmanlı yeni buluşlar peşindeydi. Osmanlı o dönemde büyük bilimsel gelişmelerle ilerliyordu.

İstanbul'un fethini gerçekleştiren Fatih Sultan Mehmet'in hocası Akşemseddin (Mehmet Şemseddin)'de o dönemlerde Tıp ve Eczacılık bilimleriyle ilgileniyordu ve bir çok buluşa imza atmıştı. Akşemseddin, 15.yy'da yani Pasteur'un mikrobu bulduğu zamandan 400 yıl önce Maddetü'l-Hayat adlı eserinde mikrobun tanımını ve nasıl bulaştığını net bir şekilde anlatmıştı.

İşte Akşemseddin'in mikrop tanımı;

Hastalıkların insanlarda teker teker ortaya çıktığını sanmak hatadır. Hastalık, insandan insana bulaşmak suretiyle geçer. Bu bulaşma, gözle görülmeyecek kadar küçük, fakat canlı tohumlar vasıtasıyla olur.

Yani eğitimde öğretilen bazı bilgiler hatta çoğu bilgi sadece Avrupa merkezli olarak anlatılır oysaki Avrupa karanlık çağda hastalıklarla boğuşurken Doğu'daki medeniyetler bir çok buluşa ve gelişime imza atmıştı onlardan en büyük örneği de Osmanlı'dır .


Durumu özetlersek; Mikrobu Akşemseddin buldu, sefasını Pasteur sürdü.



SELAMETLE :)



Devamını Oku

Ramazan'da Tok Tutan ve Susatmayan Yiyecekler

Yorum Bırak
Ramazan ayı geliyor, bu sıcaklarda oruç tutmak oldukça zor ama dinimiz gereği bunu yapmakla yükümlüyüz. Ramazan'da özellikle önemli olan hususlardan birisi de sahurda tok tutan yiyecek ve içecekler tüketerek oruçlu olduğumuz vakti uzatmaktır. Havaların sıcak olması ile birlikte diğer önemli bir hususta susuz kalmamaktır.



Aşağıdaki yazıda bu sorunların nasıl çözeceğinizi bir nebzede olsa öğreneceksiniz.


Uzman Diyetisyen ve Fitoterapist Deniz Göncay, doğru beslenme ile Ramazan’da hem kolay oruç tutmak, hem de kilo almamak için yapılması gerekenleri açıkladı. 

Havaların ısınmasıyla birlikte içimiz kıpır kıpır olmaya başlamışken, Müslümanların nefis kontrolünü deneyimlediği Ramazan ayı geldi, çattı. Sıcak havada, uzun bir zaman diliminde oruç tutmakta zorlananlar ise bu ibadeti kolaylaştırmanın yollarını arıyor. 

Oruç tutmanın sağlık problemi olmayan her Müslüman’a farz olduğunun bilindiğini belirten Uzman Diyetisyen ve Fitoterapist Deniz Göncay, bu nedenle herhangi bir sağlık problemi olanların mutlaka hekim kontrolünde olması gerektiğini söyledi. 

Oruç tutanların sıcak yaz günlerinde uzun süreli açlık ve susuzluk ile karşı karşıya kaldığını hatırlatan Göncay, “İbadetler vücudumuzu arındırmak için vardır. Dini açıdan oruç tutmak; arınmak ve nefsimize hâkim olmayı gerekiyorsa öğünlerimizde de aynı şekilde sadece bu süreci rahat ve sağlıklı geçirmeyi hedef almamız gerekmektedir. Bu ay ile birlikte beslenme alışkanlıklarımız değişse de maalesef vücudumuzun ihtiyaçları aynı kalmaktadır” dedi. 

Sahura geç kalkın, tok kalmak için yumurta tüketin 

Günlük öğün sayısının 2’ye düştüğü Ramazan’da, normal zamanlardaki gibi besin çeşitliliğinin yanı sıra porsiyon kontrolünü önemsememiz gerektiğini dile getiren Deniz Göncay, iftar sonrası fiziksel aktivite önerdi. Hafif yürüyüşler ile duygusal kaynaklı açlığın seratonin salınımını artırarak önlemesinin önemine değinen Göncay, sahurda da tok ve zinde tutacak yiyecekler tüketilmesini tavsiye etti. 

Tokluk hissi sağlayan leptin hormonunun salınımını engellememek için sahuru mümkün olan en geç saate bırakmak gerektiğinin altını çizen Göncay, bunun gün içerisinde açlık sinyallerinin beyne gitmesini engellediğini ve doğru tercihleri içeren sağlıklı bir sahurun da gündüz kan şekerinin düşmesi olasılığını ortadan kaldırdığını ifade etti. 

“Sahur zamanını erken kahvaltı gibi düşünebilirsiniz” diyen Göncay ağır, yağlı, boş kalori içeriği olan ve basit karbonhidrat içeren gıdalardan kaçınılması gerektiğini belirtti. 

Öğünlerde işlenmiş et ürünleri ve zeytin gibi tuzlu gıdalardan sahurda uzak durulması gerektiğini vurgulayan Göncay, bu gıdaların iftarda tüketilebileceğini kaydetti. 

1 adet yumurtanın 36 saat tok tutucu etkisi olduğunu söyleyen Göncay, Mutlaka her sahurda 1 adet tüketilmesi gerekmektedir. Bunun dışında süt ve süt ürünleri, tam tahıl içeriği olan buğdaylar ve ceviz badem çam fıstığı gibi doygunluk süresini arttıracak gıdalar tercih edilmelidir. Kahvaltılık yerine ana yemek tüketilecekse bulgur, kinoa gibi kompleks karbonhidratlar (birleşik şekerler), beyaz et veya kırmızı et içeriği olan sebze yemekleri, bitkisel protein ve lif içeren mide boşalım hızını yavaşlatan baklagiller, çorba olarak nohut, mercimek veya maş fasulyesi eklenmiş, yağı azaltılmış çorbaları önerebiliriz. Bu öğünde sıcak içecek olarak doygunluk hissini 2-4 saat kadar uzatan yeşil çay veya rezene tercih edilebilir” diye konuştu. 



Sahurda yapılabilecek örnek beslenme planı:

  • - 1 adet haşlanmış yumurta veya 1 tam yumurtadan sahanda yumurta, omlet veya menemen 
  • - 1-2 Tam tahıllı ekmek veya 3-4 kaşık sade yulaf veya pişmiş kinoa veya tam buğday unundan sebzeli muska börek veya 1 dilim ekmek büyüklüğünde esmer undan pide 
  • - 1-2 adet ceviz içi veya avuç içi kadar badem veya 1 çorba kaşığı çam fıstığı 
  • - 2 adet mürdüm veya 1 tatlı kaşığı şeker ilavesiz gerçek bal 
  • - Şeker ilavesiz yeşil çay veya rezene çayı 
  • - 1 porsiyon light beyaz peynir veya kekik ilaveli mozarella veya 1 küçük kutu prebiyotik yoğurt veya 1 bardak light süt gibi ürünleri dâhil ederek tokluk hissi arttırılabilir. 
  • - İftarda etsiz sebze, ızgara, haşlama, buğulama 

Bir bardak su ve 2 adet hurma veya mürdüm eriği ile oruç açmayı öneren 
Deniz Göncay, iftar yemeğine ilişkin şunları söyledi: “4-5 dakika bekledikten sonra 1 dilim esmer ekmek ve peynir içeren mini kahvaltı; ya da kuru baklagil içeren sıcak veya soğuk çorba sonrasında, 1 saat ara vererek akşam yemeğine geçilmelidir. İftarda bir yerlere davetliyseniz mayonez yerine yoğurt içerikli seçenekler ve porsiyon kontrolü ile öğününüz dengelenebilir. Yarım saat sonra ana yemek olarak etsiz sebze yemeği veya ızgara, haşlama, buğulama veya fırınlama yöntemi ile pişirilmiş kırmızı veya beyaz et veya 8 kaşık baklagil yemeği yanına light yoğurt, light yoğurttan yapılmış cacık veya ayran ile birlikte bulgur, kinoa, tam buğday makarna veya 1 dilim esmer ekmek ve mevsim yeşillikleri ile tamamlanabilir. Hazımsızlık ve gaz şişkinlik gibi sindirim sistemi şikayetlerinizi azaltmak için fesleğen, dereotu ve frenk kimyonunu pişmiş veya çiğ seçeneklerinize eklenebilir. Akşam yemeğinden 1 saat sonra meyve ve süt ürünlerinden oluşan küçük bir ara öğün tercih edebilirsiniz. Şerbetli tatlılar yerine haftada 2 defa ramazan ayının vazgeçilmezi güllaç veya 2 top dondurma tercih edilebilir. İftardan sahura kadar sık sık su tüketmeye özen göstermelisiniz.”

Kaynak.http://www.kadinvekadin.net/ramazan_da_ac_ve_susuz_kalmayin.html
Devamını Oku

Hücre Nedir Yapısı Organelleri ve Bölünmesi

Yorum Bırak
İlk okuldan beri Hayat Bilgisi, Fen ve Teknoloji ve Biyoloji derslerinde öğretilen hücre ve yapısını anlarken bende çok güçlük çekmiştim. Benim gibi gözle göremediğimiz için anlamakta güçlük çeken arkadaşlarla varsa onlara önereceğim Hücreyi, Yapısını, Bölünmeyi, Organelleri en iyi şekilde öğreten 3 adet video ve öz bilgi çok faydalı olacaktır.

Hücre Nedir ve Hücre Çeşitleri Nelerdir ?



Hücre nedir? 
Canlının canlılık özellikleri taşıyan, yapı ve görev bakımından en küçük parçası. Canlılar, hücrelerden meydana gelir.

Hücre Çeşitleri : Hücreler gelişmişlik düzeyine göre prokaryot (ilkel) hücreler ve ökaryot (gelişmiş) hücreler olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Prokaryot (İlkel) Hücreler
En basit yapılı hücrelerdir. Prokaryot hücrelerde çekirdek zarla çevrilmemiştir ve kalıtsal madde (DNA) sitoplazma içinde dağınık haldedir. Prokaryot hücrelerde hücre zarı, sitoplâzma ve zarsız organel olan ribozom bulunur. Ribozom dışında organelleri bulunmaz. Bakterilerin ve mavi -- yeşil alglerin (su yosunlarının) hücreleri prokaryot hücredir.

2- Ökaryot (Gelişmiş) Hücreler 
 Çekirdeği ve organelleri zarla çevrilmiş olan hücrelere ökaryot (gelişmiş) hücreler denir. Ökaryot hücreler hücre zarı, sitoplâzma ve çekirdek olmak üzere üç kısımdan oluşurlar. Bazı tek hücreli canlıların, mantarların, bitkilerin, insanların ve hayvanların (çok hücreli canlılar) hücreleri ökaryot hücredir.

Hücre Yapısı ve Organelleri



Organel hücre içerisinde bulunan kendi içinde özelleşmiş yapılardır. Vücut için organ ne ise hücre için de organel olduğu düşüncesiyle organ sözcüğüne Fransızca küçültme eki olan -el eklenerek oluşturulmuştur.

HÜCRE ZARI 
» Hücreyi çepe çevre sararak şekil kazandırır.
» Canlı, esnek ve saydamdır.
» Hücre sitoplazmasının dağılmasını önler.
» Seçici geçirgendir.
» Kendisine gerekli olan maddelerin (besin ve oksijen) girişine, atık maddelerin (karbondioksit vb.) atılmasına izin verir.
» Hem hayvan hem de bitki hücresinde bulunur.

HÜCRE DUVARI (ÇEPERİ)
Hücre duvarı yalnız bitki hücrelerinde bulunur; hayvan hücrelerinde bulunmaz.
Hücre zarını çevreleyen cansız bir yapıdır.
Yapısında selüloz bulunur.
Görevi: Hücreye dayanıklılık sağlamak, hücreyi dış etkilere karşı korumak ve hücrenin sınırını korumaktır.

ÇEKİRDEK
Çekirdek, hücrenin beyni gibi düşünülebilir.
Çekirdek hücrenin büyüme, gelişme, bölünme, onarım ve denetim merkezidir.
Genellikle hücrenin ortasında yer alır.
Çekirdek içerisinde canlının kalıtsal özelliklerini taşıyan ve kromozom adı verilen yapılar bulunur. Çekirdekteki kalıtsal bilgiler hücre bölünmesi ile yeni hücrelere aktarılır.
Hücrenin yaşamını sürdürebilmesi için mutlaka gerekli olan bir yapıdır.
Çekirdeği çıkarılan hücre yaşayamaz, bir süre sonra ölür.
Birden fazla çekirdeği olan hücreler olduğu gibi çekirdeği olmayan hücreler de vardır.

SİTOPLAZMA 
Sitoplazma hücre zarı ile çekirdek arasını dolduran, içinde yaşamsal olayların gerçekleştiği yumurta akı kıvamında ve yarı saydam bir sıvıdır.
Sitoplazmanın ağırlığının yüzde 80 - 95 ini su oluşturur.
Canlı, renksiz ve yarı geçirgen yapıya sahiptir.
Sitoplazmada bulunan ve hücrenin solunumu, beslenmesi ve boşaltımı gibi yaşamsal olaylarının gerçekleştiği yapılara organel denir.

HÜCRE ORGANELLERİ

Mitokondri 
Mitokondrinin hücredeki görevi, bulunduğu hücre için enerji üretmektir. Oksijeni kullanarak besinlerden enerji elde ederler. Sayıları hücre tipine göre değişir. Örneğin, enerji ihtiyacının fazla olduğu kas ve karaciğer hücrelerinde mitokondri sayısı diğer hücrelere göre daha fazladır. Bölünüp çoğalabilirler.

Kloroplast
 Kloroplast bitkilerin yeşil kısımlarında bulunan, doğadaki tüm canlılar açısından çok önemli görevleri vardır. Kloroplastlar güneş enerjisi, karbon dioksit ve suyu kullanarak kendisinin ve tüm canlıların kullanacağı besin maddesi ve oksijeni üretirler. Bu olaya fotosentez denir. Kloroplastlar fotosentezle yeryüzünde yaşamın devamlılığını sağlar. Hayvan hücrelerinde bulunmaz.

Koful 
Kofulun görevi hücre için fazla olan maddeleri depo etmektir. Daha çok bitki hücrelerinde ve bir hücreli canlılarda bulunur. Hayvan hücrelerinde zaman zaman oluşan ancak kısa sürede kaybolan küçük kofullar görülür. Hayvan hücrelerindekiler küçük, bitki hücrelerindekiler ise büyüktür.

Lizozom 
Lizozomlar büyük tanecikleri, yaşlanmış organelleri taşıdıkları enzimlerle parçalarlar. Genellikle hayvansal hücrelerde bulunur.

Ribozom
Ribozomlar protein sentezi yapan organellerdir. Endoplazrnik retikulumların üzerinde, çekirdek zarında veya sitoplazmada serbest olarak bulunurlar.

Sentrozom 
Sentrozomlar hücre bölünmesinde görev alan orgenellerdir. Hayvansal hücrelerde bulunur, bitki hücrelerinde bulunmazlar.

Endoplazmik Retikulum 
Endoplazrnik Retikulum hücre içini ağ gibi saran bir yoldur. Görevi madde iletimini gerçekleştirmektir. Ayrıca bazı maddeler depo edilir.

Golgi aygıtı 
Golgi aygıtının görevi salgı üretilmesinde ve depo edilmesini sağlamaktır.

Plastitler 
Bitki hücrelerinde bulunan plastitler üç çeşittir:
1. Kloroplastlar (Açıklamasına yukarıdan ulaşabilirsiniz)
2. Kromoplastlar: Çiçek ve meyvelere sarı, kırmızı ve turuncu renk verir.
3. Lökoplastlar: Renksizdirler. Işık alırlarsa kloroplastlara dönüşürler. Bitkinin besin depo etmesini sağlarlar.

Hücre Bölünmesi (Mayoz ve Mitoz)



Hücre bölünmesi, tek hücreli canlıların çoğalması, çok hücreli canlıların büyümesi, erkek ve dişi eşey hücrelerinin meydana gelmesi için gerekli biyolojik olaydır. Bir hücrenin bölünebilmesi için belirli bir büyüklüğe ulaşması ve nükleik asitlere sahip olması gerekmektedir.

Canlılar dünyasında, 

  • Amitoz (Amitozis). 
  • Mitoz (Mitozis) 
  • Mayoz (Meiosis) 

olmak üzere üç farklı tip bölünme vardır.
Tek hücreli canlılarda bölünme genellikle amitoz, çok hücrelilerde ise mitoz ve mayoz ile görülür.

Kaynaklar: Vikipedia.org, Sanalokulumuz.com, Hücre Bilim Teknik Dergisi TÜBİTAK



Eğer istek gelir yazıyı günceller, ek  ve detaylı olarak yazarım. 
SELAMETLE :)

Devamını Oku
Sonraki YazılarÖnceki Kayıtlar Ana Sayfa